Kısa Giriş
II. Abdülhamit Dönemi, Osmanlı Devleti'nin dış politikada büyük baskılarla karşılaştığı bir dönemdir. KPSS'de bu başlık altında özellikle savaşlar, antlaşmalar, büyük devletlerin tutumu ve Osmanlı'nın denge politikası öne çıkar.
Konu Anlatımı
1877-1878 Balkan bunalımı, Osmanlı-Rus Savaşı'na yani 93 Harbi'ne neden olmuştur. Osmanlı Devleti bu savaştan yenik ayrılmış ve 1878 Ayastefanos Antlaşması'nı imzalamıştır. Ayastefanos Antlaşması, Rusya'yı güçlendiren bir antlaşma olduğu için Batılı devletler tarafından kabul edilmemiştir.
Bunun üzerine, Rusya'nın da onayı alınarak 1878 Berlin Antlaşması imzalanmıştır. Berlin Antlaşması ile Osmanlı Devleti açısından önemli sonuçlar ortaya çıkmıştır. Kars, Ardahan ve Batum yani Elviye-i Selase Rusya'ya verilmiştir. Osmanlı Devleti; Sırbistan, Karadağ ve Romanya'nın bağımsızlığını tanımıştır. Ayrıca Avrupalı devletler, sözde bir Ermeni meselesi oluşturarak Osmanlı Devleti'nin iç işlerine karışmak istemiştir.
Bu dönemde İngiltere ve Fransa'nın Osmanlı Devleti'ne bakışı da değişmiştir. 1856 Paris Antlaşması'nda yer alan Osmanlı toprak bütünlüğünün korunmasına yönelik politikalarını sürdürmemişlerdir. Bu değişim, Osmanlı Devleti'nin yalnızlaşmasını artırmıştır.
Osmanlı Devleti ise denge politikası gereği Almanya ile iyi ilişkiler kurmaya özen göstermiştir. Bu yakınlaşma, ilerleyen süreçte Osmanlı Devleti'nin Birinci Dünya Savaşı'na Almanya'nın yanında girmesinde etkili olmuştur.
II. Abdülhamit Dönemi'nin dikkat çeken gelişmelerinden biri de Osmanlı-Yunan Savaşı'dır. Yunanların Girit Adası'na saldırmasıyla savaş çıkmış, 1897 Dömeke Savaşı olarak bilinen bu mücadelede Osmanlı Devleti galip gelmiştir. Ancak bu askeri başarıya rağmen Girit özerk bir yönetime kavuşmuştur.
Aynı dönemde Avrupa devletlerinin Osmanlı toprakları üzerindeki yayılmacı tutumu da belirgindir. Fransa, Cezayir'i 1830'da ve Tunus'u 1881'de işgal etmiştir. İngiltere ise Kıbrıs'ı 1878'de, Mısır'ı 1882'de işgal etmiştir.
KPSS İçin Kritik Noktalar
KPSS'de bu konuda neden-sonuç ilişkisi çok önemlidir. Balkan bunalımı 93 Harbi'ni doğurmuştur. 93 Harbi'nin sonucu Ayastefanos Antlaşması'dır. Ayastefanos'un Batılı devletlerce kabul edilmemesi ise Berlin Antlaşması'nı getirmiştir.
Berlin Antlaşması denildiğinde özellikle üç sonuç akılda tutulmalıdır: Elviye-i Selase'nin Rusya'ya verilmesi, Sırbistan-Karadağ-Romanya'nın bağımsızlığının tanınması ve Avrupalı devletlerin Ermeni meselesi bahanesiyle Osmanlı'nın iç işlerine karışmak istemesi.
İngiltere ve Fransa'nın Osmanlı toprak bütünlüğünü koruma siyasetinden vazgeçmesi de dönemin temel değişimlerinden biridir. Buna karşılık Osmanlı'nın Almanya'ya yakınlaşması, sonraki gelişmeler açısından önemli bir çıkarım noktasıdır.
Sık Karıştırılan Bilgiler
Ayastefanos ve Berlin Antlaşmaları karıştırılmamalıdır. Ayastefanos, 93 Harbi sonrası imzalanmıştır; Berlin ise bu antlaşmanın yerine geçmiştir.
Dömeke Savaşı'nda Osmanlı Devleti savaşta başarılı olmuştur; ancak buna rağmen Girit özerk olmuştur. Yani askeri başarı ile siyasi sonuç aynı yönde gelişmemiştir.
İngiltere ve Fransa'nın Osmanlı'yı koruma siyaseti ile Almanya'ya yakınlaşma aynı durum değildir. İlki Batılı devletlerin politika değişimini, ikincisi Osmanlı'nın denge politikası çerçevesindeki yönelimini gösterir.
Mini Özet
II. Abdülhamit Dönemi'nde 93 Harbi yaşanmış, Ayastefanos Antlaşması imzalanmış, ardından Berlin Antlaşması yapılmıştır. Berlin Antlaşması ile Osmanlı Devleti toprak ve siyasi güç kaybına uğramıştır. İngiltere ve Fransa Osmanlı'nın toprak bütünlüğünü koruma siyasetini bırakmış, Osmanlı ise Almanya'ya yakınlaşmıştır. 1897 Dömeke Savaşı'nda Osmanlı galip gelmiş, fakat Girit özerk olmuştur. Bu dönemde Fransa ve İngiltere'nin Osmanlı topraklarına yönelik işgalleri de hız kazanmıştır.